| İstanbul'dan Paris'e |
| 07-01-2010 | ||||||||||||
|
Geçenlerde çok garip bir şey yaşadım. Soğuk bir kış gecesi bir kapıdan içeri girip "Işınla beni Scotty" demiş kadar oldum. Bir doğum günü kutlaması için Kuzguncuk'taki minik restoran Kosinitza'ya gittim ve oradan çıkmak istemedim. Camlarda Brüksel dantelleri, tepemde ışığı fırfırlı saten şapkasıyla gölgelenen avizeler, duvarlarda yağlı boya resimler ve inanılmaz yemekler. Yalnızca mürekkep balıklı fasulye pilaki, portakallı hamsi gibi mezeler için bile gidilir. Sen hiç rakı-limon soslu levrek pazı sarma yedin mi? Ya da milföy içinde Marsilya usulü deniz levreği? Bence yeme, sonra başka balıkçıya gidemezsin. Paris'e gitmek şu aralar uzak bir ihtimal gibi görünüyorsa Kosinitza'nın deniz mahsülleri ağırlıklı İtalyan-Fransız mutfağını denemek özlemini bir nebze giderebilir. Buğulu camlara karşı şarap içerken birini etkilemek için birebir.
Kosinitza
|
||||||||||||
|
| Yeni tapasçıya bir şans Yeme & İçme - 24-01-2012 - Belki de meze alışkanlığımızın baskınlığından tapas barlar bizim buralarda çok tutunamıyor. Halbuki biraz değişiklik damağımızı zenginleştirecek. ... Devamı >> |
|
| Kemancı'dan yeni nağmeler Yeme & İçme - 17-01-2012 - 90'lı yıllarda "Bakın ben büyüdüm ve orijinal müzikler dinliyorum" demenin yolu Kemancı'dan geçerdi. Türk rock müziğinin halen tozu ... Devamı >> |
|
| Salt Galata'da Ca'd'Oro Yeme & İçme - 10-01-2012 - Salt Galata'da zaman geçirmeyi seviyorum. Osmanlı Bankası'nın eski halini özlesem de, her türlü sanat, tasarım ve mimari yayınını bulabildiğim kütü... Devamı >> |