| İlişkiyi elde tutmak ama nasıl? |
| 07-02-2012 | ||||||||
|
Şunu algılamanda fayda var. Hiçbir ilişki ilk günkü heyecanı ve cilvesiyle devam etmez. Bunun sebebiyse iki tarafında birbirine karşı merakının azalmasıdır. İlk aylarda birbiriniz hakkında çok az şey bilirsiniz ve keşfetmek için meraklı gözlerle bakarsınız. Flört döneminin ilk aylarında birbirinizle ilgili fikirleriniz olur. Bu gözlemler sonucunda hala beraberseniz ve birbirinizden hoşlanıyorsanız, gizli mesajlar devreye girer; "Seninle ciddiyim". İlişkinin ciddiye gitmesi kadın için panik, erkek içinse güvendir. Biz kadınlar isterik yaratıklarız kabul edelim. Bize bir kavanoz bal verirsen biz hep bir kavanoz isteriz. Gün gelirde, "Nasıl olsa bana alıştı bugün de yarım kavanoz bal vereyim" dendiğinde, beynimiz panik sinyallerini çalmaya başlar ve "Nedennn yarım kavanoooooozzz??" diye bağırıp durur. "Günde 3 kere arardın, neden aramıyorsun?" türevi yaratıcı sorularla sevgili itinayla aptala çevrilir, haksızken haklı olunur, sevgili kendini suçlu hisseder, garibim o kadar kötü hisseder ki özür dilemek zorunda kalır. Bu isyanlar, sorunu sevgilinin kulağında senin sesinin çınlaması geçene kadar çözer. Aslında bu durum bir sorun değil, oturmaya başlayan bir ilişkinin ortaya çıkışıdır. Senin yapman gereken, Zeyna gibi kılıcı kalkanı kuşanıp saldırmaktan çok, daha sakin ve mantıklı bir şekilde ilişkinin gidişatını incelemektir. İlişkinin bu evresinde daha az görüşülmesi normaldir. Çünkü erkek ilişkiyi benimser ve ilişkiye güvenir. Bu aranmamaların, görüşememelerin sebebi güvendir. Sevgili seni benimsedi mi seninle flört sırasında görüşemediği arkadaşlarıyla buluşur, erkek erkeğe toplanır. Kadınlardaysa kaybetme korkusu ve paniği baş gösterir. Oysa ki bu panik yersizdir. Hey uyan! Kendine gelip seçilmiş kişi olduğuna inanıp burnunu Kaf dağına çıkarmalısın. Yapman gereken tek şey satranç oynar gibi ilişkiyi yürütmek. O seni iki kere arıyorsa sen de onu iki kere arayacaksın, o sana ne soruyorsa o soruya cevap vereceksin. Bir süre sonra sıkıcı, çok konuşan bir kız modeline bürünmek istemiyorsan az ve öz konuşmalısın. Onun hayatını izlemelisin ama çok soru sorup onu sıkmamalısın. Seni gördüğünde annesini hatırlamasını istemezsin değil mi? Her zaman ipler senin elinde olmalı ama bunu ona hissettirmemelisin. Bırak seni merak etsin. Onun hayatının merkezi değil, seninle beraber yürüyüp elini tutan kişi olduğunu unutmamalısın. Duygular güzeldir ama aklını yitirdiğin yerde duyguların sana zarar verir. Unutma biz kadınlar duygularımızı aklımızda yönetebildiğimizde son derece tehlikeli varlıklar oluruz. Elinde böylesine bir güç varken, bunu doğru kullanmaya ne dersin? Huysuz Cadı'ya teşekkürler.
|
||||||||